9/1/2007 - Oğluma
Yalnız bir şehirde yaşadığım yıllarda dizlerimi karnıma çekip yorgan altında uyumaya çalışırken hep içimi ısıtan küçük bir erkek çocuğu silueti belirirdi gözümde. ‘Neden erkek ben kız bebekleri daha çok severim’ dediğim gecelerde bile beni terk etmeyen sevimli, güler yüzlü minik bir çocuk vardı yüreğimin arkadaşı. Minicik beyaz elleri, beyaz teni. Senelerce sarılıp uyuduğum minik melek.
Şehirde karların eriyip ılık ılık aktığı, tüm doğanın sesini en canlı hissettiğim bir sabah içimde bir meleğin olduğunu hissettim. Oysa tıbbın beni desteklemesi için biraz daha zamana ihtiyacı vardı ama ben emindim. Yıllardır sarılıp uyuduğum oğlumun yüreğimden bedenime indiğini fark edebiliyordum. Birkaç gün bekledikten sonra dayanamayıp kendi kendime yaptığım test bana ‘hayır’ diyordu. Gülümsedim ‘sen bilmiyorsun ama ben biliyorum. Benim meleğim içimde’ dedim. Yaptığım testi atmadım giyindim işe gittim. Akşam eve geldim test bütün gün kendisi ile mücadele etmiş ve benim kadar POZİTİF olmayı başarabilmişti. Ben güldüm ve babana söyledim. Senden önce yaşadığımız kötü bir tecrübeden dolayı temkinli davrandı. Ama ben bu kez benimle kalacağını hissediyordum.
Minicik bir kalp sesi duyduk önce. Hayatımda duymayı en çok istediğim sesi Allah bana duyurmuştu. Seni müjdeleyen baharın sesine cevap en güzel melodi. Ardından minicik iskelet ordan oraya zıplayan minik bi bebek. ‘Bu çarpık bacaklı kız olamaz’ diyordu doktor şakayla. Olamaz biliyordum. Bana sağlıklı sıhatli bir bebek verdikten sonra Allah, benim asla cinsiyet pazarlığım olamazdı ama ben bedenimde seni taşıdığımı biliyordum. Doktorun her ziyaret sonrası verdiği resimleri büyük bir fotoğraf stüdyosunda bayramlık elbiselerinle çektirdiğin fotoğraflarmış gibi itina ile saklıyordum. Büyüdükçe hafif hafif dokunuşlarını hissettim. Bir anne için yavrusunu kucaklayıp koklayıp sinesinde uyutmaktan sonraki en büyük mutluluk içindeyken hissettiği dokunuşlardır. Hele büyüdükçe hıçkırıkların, yerini beğenmeyip mideme, böbreklerime taşınma çabalarınla, ani kararlarınla bana birey olduğunu hissettirmen beni daha çok mutlu ediyordu..
Bir bayram günü aramıza katılmaya karar verdiğin müjdesi ile uyandım. Oysa doktor sana ‘sakın bayramda gelme’ demişti. Daha hazırlık yapacaktık 15-20 gün. Ama sen bayram mutluluğunu hissetmiş, bayramda gelen halalarının, amcalarının, teyzelerinin ‘bayramda gelse de biz de görseydik burada iken’ seslerini duşmuş olacaksın ki apar topar gelmeye karar verdin. Bayramın 3. günüydü. Sabah 9’da gittik 13:30’da sen kucağımdaydın. Birazcık acele ettiğin için miniciktin. ‘Ee hani millet nerde’ bakışları ile bakınıyordun. Bayramda ikinci bayram yaşıyorduk. O kadar güzel ve güçlüydün ki. minicik bedenine, nezlene, sarılığına rağmen benden daha cesaretli tutundun hayata.
Benim güzel Kağanım biricik oğlum.
Ben yıllarca seni istemişim Allahtan o da seni gönderdi.
Yüreğimdeki bebek seninle cisim buldu.
Ben seninle tamamlandım.
Seninle geçen her günüm için şükrediyorum Allah’a.
Dünyaya ait bir çok nimeti yaşayan ben, bir evlat sahibi olmanın verdiği mutluluktan daha ötesini tatmadım.
Bundan daha büyük mutluluğum senin mutluluklarını paylaşmak, gülen yüzünün hep güldüğünü görmek olur. Pamuk ellerin, güleç yüzün, 4.5 dişin, 80 cm boyunla benim bütün dünyamsın. Yüreğimin beyaz atlı prensi
İyi ki doğdun
İyi ki varsın
İyi ki Rabbim seni bana verdi
|